Disleksi Semptomları

Çocuklarda Disleksi genel olarak yazma, okuma, harf ve rakamları karıştırma şeklinde “Özel Öğrenme Güçlüğü” olarak karşımıza çıkar.

Eğer;

Çocuğumuz sesli okumakta güçlük çekiyorsa,

Okurken satır atlıyorsa,

Tahtadan okuyup not almakta zorlanıyorsa, Okumaya devam et

Çocuklarda Özgül Öğrenme Güçlüğü, Disleksi ve Çocuğumuz kategorisine gönderildi | 6 yorum

Okumak Nedir ve Nasıl Öğrenilir

Okumak önemli ve karmaşık bir iştir.

Önce motivasyon gereklidir,

Dikkatinizi tamamen okuduğunuz yazıya vermeniz gerekir,

Harflerin şekillerini çok iyi görebilmeliyiz ki beyninimize doğru gönderebilmeliyiz.

Harflerin yazılışı değişik biçimlerde olsa da beynimiz onları doğru algılayabilmelidir. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | 3 yorum

Okuma Hızını Engelleyen Nedenler?

Kitap Kurdu

Sesli Okuma:

İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı dakikada 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız.

Geri dönmek: Bize en fazla zaman kaybettiren alışkanlık.

Göz eğitimsizliği: Gözün satırlar üzerinde düzenli hareket edememesidir.

Bilgi ve kültür düzeyi eksikliği: Okuma hızınızı yavaşlatan en önemil nedenlerden biridir.

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | 2 yorum

Hızlı okuma için atmamız gereken adımlar

adım adım hızlı okumaHızlı okuma için , önce, düşünce olarak atmamız gereken adımlar var.
a- Gözlerimizle aklımızı birlikte çalışmaya alıştırmak
b- Bir metinde her sözcüğü okumak zorunda olmadığımıza inanmak
c- Her metinin ya da kitabın aynı değerde olmadığını kabul etmek. Yani bazılarının zor, bazılarının kolay olduğunu bilmek
Okuyacağınız her metin ve kitapta amaçlarınızın farklı olduğunu kabul etmek okuma hızınızı da buna göre ayarlamak gerektiğini bilmek. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Disgrafi-Dysgraphia-Kötü El Yazısı

Dis (Yunanca bir şeyin yanlış ya da hatalı olması) +grafi (yazı). Hiç yazı yazamama durumuna agrafi deniyor, fakat buna çok sık rastlanmıyor. Sık rastlanan öğrenme güçlüğü disgrafi; yamuk yumuk, hatalı hecelenmiş ve zor okunan el yazısıdır.

Kötü el yazısı yanlış verilen eğitimin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir ki bu öğrenme bozukluğu olarak algılanmamalıdır. Böyle bir durum odaklanılmış bir eğitimle kolaylıkla düzeltilebilir. Okumaya devam et

Çocuklarda Özgül Öğrenme Güçlüğü, Disleksi ve Çocuğumuz, Kötü El Yazısı-Disgrafi-Dysgraphia kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Matematik Öğrenme Bozukluğu-Diskalkuli Nedir

Özel öğrenme güçlüğü tanılamasında büyük problemler yaşanmaktadır.  Tanılamada ergen çocuk psikiyatrisi raporu gereken ancak çalışmaları eğitimciler tarafından yapılan bir nörolojik farklılıktır. Her hareketli ve dikkat süresi kısa olan çocuk DEHB değildir

Diskalkuli, matematikle ilgili  bozuklulardır. Zorlukları kişiden kişiye değişen ve hayat boyu sürebilecek bu bozukluklar tek bir çeşit değildir. Okumaya devam et

Matematik Beceride Öğrenme Zorluğu-dyscalculia kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Okuma Güçlüğü Olan Çocuklarda Hızlı Okuma Öğretimi

Çocuklarda Okuma Güçlüğü (disleksi) oranı dünyada %10 larda. Bu çok büyük bir rakam. Bilinmeyen ancak en çok görülen öğrenme güçlüğü disleksi’dir. Disleksi ülkemizde hala tam olarak bilinmemekte. Sizlerden ricamız bu konunun mümkün olduğunca çok kimseye ulaşması ve bu konuda ailelerin çocukları hakkında hızla bilgilenmeye gitmesinin sağlanması.

Okumaya devam et

Disleksi ve Çocuğumuz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hızlı okuma’da anlama seviyesi nasıl ölçülür

Her metinle ilgili olarak, daha önceden en az 10 soru belirlenir ve bunlara dayalı bir test hazırlanır. Çoktan seçmeli veya doğru/yanlış testleri bu konuda uygundur. Bu işlem öğretmen veya metni okuyacak kişi dışında biri tarafından yapılmalıdır. Tabii ki gerek okuma hızının ölçülmesinde, gerek anlama seviyesinin ölçülmesinde kullanılacak metin, okuyucunun ilk defa karşılaştığı bir metin olmalıdır. Daha önce okuduğumuz metinler bizi yanıltır. Okuma hızını belirlemek için yapılan okumadan hemen sonra, metinle ilgili test cevaplandırılmalıdır. Cevap anahtarına göre, yüzde olarak belirlenen doğru cevap oranı, aynı zamanda anlama seviyesini gösteren orandır. Soruların o % 70′ine doğru cevap veren bir okuyucunun anlama seviyesi 70′dir. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hızlı Okuma Sırasında Aklı Uyaran İşaretler

Hızlı anlama, hızlı kavrama okuma hızını artırır. İyi bir ritim, karşılıklı uyum sağlamış göz ve akıl, kelimelerle cümlelerin alışılmış siluetlerini çeviklikle yakalayarak, satırların üzerinde uçuşurlar.
AKLIN ÇEVİKLİĞİ GÖZLERİ UYARMALI, AKIL, DAİMA GİRİŞKENLİĞİ ELDE BULUNDURMALIDIR
Kalabalık bir trafik içinde ilerlemeye çalışan bir otomobil içinde olmaktansa, bir helikopter ile yükseklerde uçup gitmek misalinde olduğu gibi, bütüne göz gezdirmeye çalışmak gerekir. Akıl daima gözlerin önünde yer alır.
Yavaş okuma sırasında akıl büyük bir tembellik içindedir. Gözlerin okumasını bekler. Göz okuyamazsa, geriye döner, durur, çabalar; akıl neden sonra, gözün okuduğunu kavramaya çalışır. Bütün yük gözler üzerindedir. Halbuki hızlı okumada akıl, daha gözlerin okumadığı, henüz sırası gelmemiş kelimeleri tahmin etmeye, kavramaya çalışmaktadır. Akıl bu aktif haliyle gözlerin en büyük yardımcısıdır.
Yavaş okumada akıl fren görevi yaparken, hızlı okumada çekici lokomotiftir.
“Leb demeden leblebiyi anlamak” misalinde olduğu gibi, çoğuı zaman sözün nasıl biteceği, hangi kelimeden sonra hangi kelimeninı geleceği bellidir. Akıl girişkenliği elde tuttuğu sürece hep önde koşacak, gözler ona yetişmek için alabildiğine hızlanacaktır.
İşte hızlı okuma bu yönüyle yavaş okumadan daha büyük bir dikkat ve zihin uyanıklığı ister. Yine bu yönüyle daha başarılıdır. Hızlı okuyan bu sebeple okuduğunu yavaş okuyana nispetle çok daha iyi anlar, kavrar.
İyi düzenlenmiş bir metne bakıldığında aklın önde gitmesine yardımcı olacak birçok işaretler vardır. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Niçin Hızlı Okumalıyız

“Niçin hızlı okumaya ihtiyaç duyalım? Bu tür okumanın yararları nelerdir ?” Soruları sanırım herkesin aklından geçmektedir.
Günümüz insanı okumak konusunda mevcut kapasitesini bütünüyle kullanamamaktadır. Günlük yayınların yoğunluğu, bilim alanındaki gelişmeler, öğretim sırasında okunması gereken dökümanların her geçen gün biraz daha artması karşısında insanlar çaresiz kalmakta; hepsini okuyacak zaman bulamamaktadır.
Bu konuda yapılan araştırmalar, çağımız aydınının ortalama olarak dakikada 500 kelime okumasının gerekli olduğunu göstermiştir. Bunun da ötesinde bir okuma hızına ulaşmak, özellikle yönetici kadroların ideali olmak zorundadır.
Üst seviyedeki bir komutanın, bir karargah subayının, bir devlet adamının, yalnız günlük işlerle ilgili olarak imzaladığı belge ve yazışmalann okunması bile dakikada 500 kelimeden düşük bir okuma hızıyla mümkün görünmemektedir. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hızlı okumak için ne yapmalıyız

a. OKURKEN SES ÇIKARMAYINIZ :
Yalnız gözlerle yapılan bir okuma ile sesli okuma arasında hız bakımından büyük fark vardır. Kendi tecrübelerimizle de seslendirmeden yapılan bir okumanın daha hızlı olduğunu biliriz. Bu özellik, bizim dayanak noktalarımızdan birini oluşturacaktır.
Bir çok kişi sessiz okuduğunu sandığı bir sırada bile, aslında sesli okuduğunun farkında değildir. Okurken ya dudaklarını kımıldatır ya da hafifçe ses çıkartır. Okurken dudaklarımızın oynaması bir yana, gırtlağımızın oynaması bile yalnız gözlerimizle okumadığımızı gösterir. Böyle bir okuyuş bizi çok yavaşlatır. Öncelikle, böyle bir alışkanlığımız varsa, bundan kurtulmalıyız. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hızlı okuma kavramları

SAPTAMALAR: Biz okurken, gözlerimizin satır boyunca kesintisiz bir şekilde sona doğru kaydığını sanırız. Gözlerimiz fotoğraf makinesi ile aynı prensipler içinde çalışır. Aslında gözlerimizin satır üzerindeki yer değiştirme hareketi kesintisiz değildir. Kesik kesik sıçramalar halinde satır sonuna doğru ilerler. Gözlerimizi bu bakımdan çok geniş bir manzaranın resmini objektifine bir kerede sığdıramayıp, birkaç kerede çeken bir fotoğraf makinesine benzetebiliriz. Birçok insan, okurken hece üzerinde gözlerini bir kere durdurarak satır boyunca gereksiz bir çok sıçramalar yapar. Bir satır boyunca gözlerimiz ne kadar az sıçrama yapıyor, ne kadar az duraklıyor, biz bir bakışta ne kadar geniş bir satır parçasını görebiliyorsak; o kadar hızlı okuruz. Bir bakışta bir satırın mümkün olduğu kadar geniş bir bölümünü görmeliyiz.
Biz gözün satır üzerindeki her sıçrayışına “saptama” adını veriyoruz. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir Metni Değişik Okuma Hızları Kullanarak Okumak

İyi bir okuyucu, ele aldığı metnin değişik bölümlerinde değişik okuma hızları kullanarak, metni daha kısa zamanda daha iyi özümleyebilir. Genellikle metnin dikkat noktaları ve son taraflarda toplanmıştır. Bilhassa metinlerin sonuç bölümleri bakımdan en önemli bölümleridir.
Paragraflar halinde yazılmış bir metinde, her paragrafın başlangıç ve bitiş cümleleri, o paragrafta verilmek istenen mesajı belirleyen cümlelerdir. Okumaya devam et

Hızlı Okuma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Arılar Niçin Bal Yaparlar?

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir.

Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır. Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler. Okumaya devam et

Okuma Hızınızı Geliştirmek İçin Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Satrançta Şah Niçin O Kadar Pasiftir?

Satranç oyununda Şah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihinin 7. yüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz. Okumaya devam et

Okuma Hızınızı Geliştirmek İçin Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İnsanlar Ne Zamandan Beri Ayakkabı Giyiyor?

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur. Okumaya devam et

Okuma Hızınızı Geliştirmek İçin Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın