Zamanın Efendisi Olun!

Çoğumuz vaktin su gibi akıp gittiğinden ve onu yeteri kadar etkili kullanamadığımızdan şikayet eder, işleri yetiştiremediğimizi söyler dururuz. Eğer siz de aynı sorunla karşı karşıyaysanız, zamanı etkili kullanabilme üzerine uzmanlardan derlediğim ipuçlarını mutlaka okuyun.

1.) Kendinize haftalık çalışma tabloları çıkarın. Bu tabloda, işe/ derse ve diğer sosyal aktivitelere ayıracağınız zamanları işaretleyin. Büyük olasılıkla, işe/ derse ne kadar çok zaman ayırabildiğinizi görmek sizi de çok şaşırtacak! Çıkardığınız tablolarda bir günde hangi aktiviteye ne kadar saat ayıracağınızı belirleyin.
2.) Herhangi bir iş yaparken dikkatinizi en fazla ne kadar süre toplayabiliyor olduğunuza karar verin (muhtemelen 30-40 dakika). Kendiniz için haftalık çalışma oturumları ayarlayın ve bu programa sadık kalmaya çalışın.

3.) Unutmayın ki, çalışmak sizin için bir alışkanlık haline gelmeye başladıkça, harcayacağınız efor da azalacak ve çalışmaya başlamak kolaylaşacaktır.
4.) Herkesin bir konsantrasyon limiti vardır. Baştaki yüksek konsantrasyon dönemi sonrası konuya olan odağımız giderek azalmaya başlar. Bu nedenle de, çalışmalarınız sırasında araya küçük dinlenmeler sıkıştırın (10 dakika kadar). Ancak odanızda televizyon gibi dikkatinizi dağıtacak unsurlar barındırmamaya dikkat edin.
5.) Çalışıyor olduğumuz süre içerisinde genelde farklı uğraşlar bulma eğiliminde oluruz (örneğin, televizon izleme, içecek içme). Böyle zamanlarda kendinizi çalışmaya vermeye çalışın ve kendi kendinize bu saati çalışmaya ayırmış olduğunuzu hatırlatın. Farklı uğraşlar için farklı zamanları ayırmış olduğunuzu düşünün. Başlarda yapması zor olsa da, daha sonra bu düzene ayak uyduracaksınızdır.

Jeoekonomist

Şule SOYER

Yöneticilere Sorun Çözme Teknikleri

Çapraz Düşünme Tekniği nasıl çalışıyor?

Siz de “Kalıpların dışına çıkamıyoruz.
Körleşmişiz.” diyenlerden misiniz?
Yöneticilerin en çok şikayet ettiği noktalardan biridir bu. Aslında, belli bir konuda sıkıştığınızda, aklınıza yeni bir şey gelmez olduğunda, kendi uzmanlığınızın, işinizin kalıplarından başka bir şey düşünemez olduğunuzda kullanabileceğiniz garantili bir teknik var.

Bu tekniğin adı “Çapraz Düşünme”. .

Yaratıcı düşünme teknikleri, bizleri içinde bulunduğumuz düşünme kalıplarından kurtarabiliyor.

Çapraz Düşünme Tekniği, gerçekten basit, herkesin bir kağıt ve kalem, hatta bazılarının kağıt ve kalem olmaksızın kullanabileceği bir teknik.

Çapraz Düşünme Tekniği de insana hiç akla gelmedik soruları sordurma konusunda uzmanlaşmış bir teknik. Çapraz Düşünme Tekniği nasıl çalışıyor? Basit bir sistemi var.

Çapraz Düşünme Tekniği

  1. Önce sorununuzu en basit şekilde tarif ediyorsunuz.
  2. İkinci aşamada bir nesne, olgu, bilgi, insan, kişi ya da çevrenizde gördüğünüz herhangi bir şeyi seçiyorsunuz. Ama bir tek şey. Örneğin “Perde” kelimesini seçiyorsunuz.
  3. Sonra seçtiğiniz şeyin özelliklerini bir kağıda yazmaya başlıyorsunuz.
  4. Daha sonra da seçtiğiniz nesnenin not aldığınız özellikleriyle kendi sorununuz arasında sorular sorarak bağlantı kurmaya çalışıyorsunuz.
  5. İşe yarayacak gibi olanları not alıp uygulama planı yapıyor ve uygulamaya geçiyorsunuz.

Şule SOYER
Jeoekonomist

Faktoring Nedir?

Faktoring (Factoring), her türlü mal ve hizmet satışlarınızdan doğan, fatura veya fatura yerine geçen belgelere dayalı, vadeli alacakların devredilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmetlerinin sunulmasıdır.
Bu anlamda Faktoring, bir “alacak ve nakit akışı yönetimi” sürecidir. Kısaca ” Faktoring Nedir? ” sorusuna şu cevabı verebiliriz: Faktoring sistemi, vadeli alacaklarınıza hareket ve likitide (para veya nakde dönüşebilme gücü) kazandıran ve bir işletmenin en büyük gereksinimlerinden olan “sıcak para” girişini sağlayan en önemli yöntemlerden biridir. Faktoring kuruluşları ile yaptığınız sözleşmeler ile alacaklarınız güvenli ve etkili bir tahsilat ve nakit akışı yöntemine kavuşur.
Faktoring işlemleri, hızlı finansman yükümlülüklerinizi yerine getirmenizi ve işinizde başarılı bir büyüme için fonlama sağlar. Eğer nakit sıkışıklığı varsa işi büyütmek zordur. Faktoring satışlarınızı nakde dönüştürür, sağlıklı büyüme imkanı sağlar. Faktoring hizmetleri bu noktada, ekonomik büyüme evresindeki tüm irili ufaklı işletme, vadeli iş yapan tüm girişimci ve firmalar için etkin bir finansal seçenektir.
Faktoring’in ,finansman, garanti ve tahsilat olmak üzere üç hizmet türü vardır. Firma ile yapılan anlaşmaya göre üç hizmetten ya da birinden yararlanılabilir. Finansman vadeli alacakların belli bir oranının ön ödeme olarak müşteriye ödenmesi, garanti alıcı firmanın ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda, sözkonusu alacağın garanti edilmesi, tahsilat ise alacakların yönetimi, tahsilat ve takibinin yapılarak müşteriye raporlanması şeklinde özetlenebilir.
Temel olarak iki tür maliyet vardır, faktoring komisyonu ve faktoring ücretidir. Faktoring ücreti finansman hizmetinden yararlanılması durumunda sözkonusu olur. Komisyon ise temlik alınan alacaklar üzerinden hesaplanan ve işlem hacmine, alacağın vadesine göre değişen bir maliyettir.
Genel olarak yatırım malları, kolay bozulabilen ürünler ve grup içi satışlardan doğan alacaklar faktoringe uygun değildir.

Şule SOYER

Jeoekonomist

19.03.2006

Benchmarking’in (Bilgileşim) Faydaları Nelerdir?

Kıyaslama veya başkalarından öğrenmek anlamları ile ifade edilen benchmarking (bilgileşim); bir kuruluşun, kendi sektöründen yada dışından başarılı bir kuruluşu referans alarak performansını mümkün olan tüm şekillerde karşılaştırıp mevcut olan durumdan daha iyisini oluşturmaya çalışmak için geliştirme ve iyileştirme sürecidir ve güçlü bir yönetim aracıdır.
Müşteri memnuniyetinin sürekli devamlılığını sağlayarak, onların beklenti ve isteklerini aşıp uluslar arası pazarda lider olabilmek ve kalıcı rekabet avantajı oluşturmak için mutlak gerekli bir sistemdir.
Bilgi, yaratıcılık, motivasyon ve odaklama Benchmarking hedefidir.

Faydalarında ise;
İyileşmeye açık alanlar belirleniyor,
Kurumun her bir noktası ortaya çıkıyor,
Hedef-Sonuç ortaya çıkıyor,
Paylaşım meydana geliyor,
Kurumsallaşmalar sağlanıyor,
Rekabet gücü yükseliyor.

Ülkemizde özellikle son yıllarda görülen küreselleşme çabalarına paralel pazarda rakip ülke ürünleriyle aynı güçte yarışabilmek üzere bilimsel, çalışmalarla birlikte Topyekün Kalite Yönetimi felsefesi doğrultusunda başlamış ve hızla devam etmektedir. Globalleşen dünyamızda, hızlı bilgi teknolojik gelişmeler, bunlarla birlikte meydana gelen yenilikler, yoğun ekonomik ve teknolojik üstünlükleri yansıtır. Dünyamızda bilimsel teknolojik süreçlerle birlikte toplumumuzda sosyal ve ekonomik hayat takip edilemeyecek hızla değişerek gelişmektedir. Bu gelişmeler ve değişimler beraberinde beklentileri ve ihtiyaçları da sürekli olarak değişiklik gösterir. Burada mutluluğu ve buna bağlı olarak toplumun refahı olup, gerçekleştirilmesinde unsur insan faktörüdür. Bu nedenle organizasyon ve tüm çalışanların değişim ayak uydurmaları, başkalarının fikirlerini öğrenme ve uyarlamaya niyetli gerekmektedir. Benchmarking sürecinin uygun bir planlama yapılarak çalışmasıyla uygulanması sürecin kritik başarı faktörleri arasındadır.

Şule SOYER

Jeoekonomist

31.03.2006

Borsada Altın Kurallar – Lynch`e göre

Time dergisinde dünyanın ” bir numaralı ” fon yöneticisi olarak tanımlanan Peter Lynch’in, “Best Seller” olan ” Borsa’da Tek Başına” kitabının sonunda yazdığı altın kurallar:

– Önümüzdeki ay, önümüzdeki yıl ya da üç yıl içinde borsa mutlaka düşecektir.

– Borsadaki düşüşler istediğiniz kuruluşların hisselerini almak için eşsiz bir fırsattır. Son derece başarılı şirketlerin hisseleri inanılmaz fiyatlara düşebilir.

– Borsanın önümüzdeki bir, hatta iki yıl içinde ne yöne gideceğini tahmin etmek olanaksızdır.

– Borsada karlı çıkmak için sürekli haklı çıkmanıza gerek yoktur.

– En karlı hisse her zaman sürprizdir. Hangi şirketin ne zaman nereye satılacağı da öyle. Sonuca ulaşmak için değil aylar, yıllarca beklemek gerekebilir.

– Farklı kategorilerdeki hisselerin riskleri ve avantajları da farklıdır.

– Orta tempolu şirketlerden elde ettiğiniz yüzde 20-30’luk karları toplayarak büyük paralar kazanabilirsiniz.

– Hisse fiyatları kısa vadede beklenenin tam tersi yöne hareket etse de, uzun dönemde şirket kazançları ile orantılı bir gelişme gösterecektir.

– Bir şirketin durumunun kötü olması, daha da kötüleşmeyeceği anlamına gelmez.

– Elinizdeki hisse senedinin fiyatının yükselmesi, haklı olduğunuz anlamına gelmez.

– Elinizdeki hissenin fiyatının düşmesi yanıldığınız anlamına gelmez.

– Hisselerin büyük bölümü yatırımcı kuruluşların elinde bulunan, Wall Street analistlerinin peşinde koştuğu, hisse fiyatı borsa ortalamasının üzerinde artış gösteren ve gerçek değerinin üzerinde olan şirketlerin hisseleri ya yakında değer kaybedecek ya da aynı düzeyde kalacaktır.

– Sırf fiyatı düşük diye vasat bir şirketin hisselerini satın almak zarar getirir.

– Fiyatı gerçek değerinin biraz üzerine çıktı diye hızla büyüyen, karlı bir şirketin hissesini satmak zarar getirir.

– Şirketlerin gelişmelerinin arkasında belli nedenler vardır ve hızlı büyüyen şirketler, bu hızı zamanla yitirirler.

– Karlı bir hisseyi zamanında satın almamış olmak size zarar getirmez.

– Bir hisse, sahibinin kim olduğunu bilmez.

– Asla karlı hisseleri kendi haline bırakıp, kuruluşun gelişimini izlemekten vazgeçmeyin.

– Bir hissenin değeri sıfıra düşerse, hisseye ister 50, ister 25, 5 ya da 2 dolar ödemiş olun, zararınız aynı olacaktır: yatırdığınız her şey.

– Şirketlerin gelişimlerini izleyerek yatırımlarınızdan alacağınız karları arttırabilirsiniz. Hisseler gerçek değerlerinden sapma gösterdiklerinde, ortada daha gerçekçi bir alternatif varsa, elinizdekileri satıp yeni hisselere yönelin.

– Bir şirketin durumu iyiye gidiyorsa, elinizdeki hisselerin sayısını arttırın, durumu kötüleşmekteyse bu sayıyı azaltın.

– Çiçekleri koparıp, otları sulayarak karınızı arttıramazsınız.
borsa

– Her zaman endişelenecek bir şeyler vardır.

– Yeni fikirlere açık olun.

– Etraftaki bütün kızları öpmek zorunda değilsiniz. Pek çok karlı hisseyi kaçırmış olsanız da, borsa ortalamasının çok üzerine çıkmayı başarabilirsiniz.

Şule SOYER

Jeoekonomist

08.02.2006